<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>nuralemi</title>
        <description></description>
        <link>http://nuralemi.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 08:16:44 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Evlat - Sacit Onan - İbretlik bir şiir</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/evlat-sacit-onan-ibretlik-bir-siir_50605941.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/evlat-sacit-onan-ibretlik-bir-siir_50605941.html</guid> 
            <description>.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/evlat-sacit-onan-ibretlik-bir-siir_50605941.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2009 12:39:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ramazan'ı Nasıl Değerlendirmeliyiz? </title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/ramazan-i-nasil-degerlendirmeliyiz_49740731.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/ramazan-i-nasil-degerlendirmeliyiz_49740731.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Kur'an-ı Kerim muhteşem muhtevasıyla evlerimizde dursun. Ama biz Kur'an-ı Kerim'in dilini bilmiyorsak, onun ortaya koyduğu terminolojiye vakıf değilsek, ona istediğimiz ihtimamı g&amp;ouml;sterelim, istediğimiz gibi inanalım şayet insanlar onun i&amp;ccedil;inde değillerse, o bizim hayatımızın i&amp;ccedil;inde değilse ve siz onu hareket ettirmiyorsanız onun ortaya koyacağı aktiviteyi g&amp;ouml;remezsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/ramazan-i-nasil-degerlendirmeliyiz_49740731.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Aug 2009 23:53:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tam Ramazanlaşma Zamanı </title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/tam-ramazanlasma-zamani_49740271.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/tam-ramazanlasma-zamani_49740271.html</guid> 
            <description>&lt;table&gt;&lt;tr&gt;&lt;td colspan=&quot;2&quot; valign=&quot;top&quot;&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td colspan=&quot;2&quot; valign=&quot;top&quot;&gt;&lt;img height=&quot;188&quot; width=&quot;250&quot; src=&quot;http://tr.fgulen.com/images/stories/tr_16131_kucuk.jpg&quot; alt=&quot;Fethulah G&amp;uuml;len: Tam Ramazanlaşma Zamanı&quot; hspace=&quot;6&quot; border=&quot;0&quot; title=&quot;Fethulah G&amp;uuml;len: Tam Ramazanlaşma Zamanı&quot; /&gt;Şimdilerde de tarih&amp;icirc; tekerr&amp;uuml;rler devr-i d&amp;acirc;iminin b&amp;ouml;yle uğursuz bir faslıyla karşı karşıya bulunuyoruz. &amp;Ouml;yle ki, olup bitenlere d&amp;ouml;n&amp;uuml;p bakınca kendimizi &amp;acirc;deta bir karanlık t&amp;uuml;nelde yol almaya &amp;ccedil;alışıyor gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;yor ve &amp;uuml;mit-rec&amp;acirc; dengesini koruyamaz h&amp;acirc;le geliyoruz -en azından bazılarımız i&amp;ccedil;in bu b&amp;ouml;yle- ve yeniden toparlanıp yola devam etme adına ne gayretler ne gayretler sarfediyoruz. Bazen &amp;uuml;st &amp;uuml;ste &amp;ouml;yle zifir&amp;icirc; karanlıklar yaşıyoruz ki, bu t&amp;uuml;rl&amp;uuml; durumlarda devrilip gidenlerin hadd &amp;uuml; hesabı yok; ayakta kalanlar ise meseleyi Rahmeti Sonsuz'a havale ederek &quot;Kim bilir, belki de bu sis ve duman, bu ifritten h&amp;acirc;dise ve m&amp;uuml;ter&amp;acirc;kim karanlıklar umum&amp;icirc; bir uyanış ve aydınlanmanın vesilesidir.&quot; deyip teselli oluyorlar.. inşaallah b&amp;ouml;yleleri d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerinde doğrudurlar!.. Herkesin kendi inan&amp;ccedil; ve karakterinin gereğini sergilemesi tabi&amp;icirc;dir ve bu itibarla da, onların &amp;ouml;yle, bunların da b&amp;ouml;yle olmasını normal g&amp;ouml;rmek gerek... &lt;p&gt;Olup biten şeylerin arka pl&amp;acirc;nına kapalı olanlar değişik k&amp;acirc;buslarla inleye dursun; biz, bu &amp;uuml;st &amp;uuml;ste zulmetler ve &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;lmeler karşısında her g&amp;uuml;n biraz daha bilenen bir azm &amp;uuml; ikdamla: &quot;Ey &amp;uuml;midini yitiren tali'zedelere &quot;leyl-i m&amp;acirc;tem&quot;! &quot;Karar kararabildiğ.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/tam-ramazanlasma-zamani_49740271.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Aug 2009 23:46:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ayetlerle Ramazan ve Oruç </title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/ayetlerle-ramazan-ve-oruc_49728611.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/ayetlerle-ramazan-ve-oruc_49728611.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://firaset.net/resimler/kultursanat/ramazan10012[1].jpg&quot; align=&quot;left&quot; vspace=&quot;3&quot; hspace=&quot;5&quot; border=&quot;0&quot; /&gt; Ayetlerle Ramazan ve Oru&amp;ccedil;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey &amp;icirc;man edenler! Sizden &amp;ouml;ncekilere yazıldığı gibi, sizin &amp;uuml;zerinize de oru&amp;ccedil; tutmak yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu s&amp;acirc;yede takv&amp;acirc;ya erersiniz. Bakara - 183 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Farz kılınan oru&amp;ccedil;) sayılı g&amp;uuml;nlerdir. Sizden kim, (o g&amp;uuml;nlerde) hasta veya seferde ise, tutamadığı g&amp;uuml;nler sayısınca başka g&amp;uuml;nlerde (oru&amp;ccedil;) tutar. (İhtiyarlığından veya ted&amp;acirc;visi m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olmayan bir hastalıktan dolayı) oru&amp;ccedil; tutmaya g&amp;uuml;c&amp;uuml; yetmeyenlere, (her g&amp;uuml;ne karşılık) bir yoksulu (sabah-akşam) doyuracak bir fidye vermesi (gerekli)dir. Kim de g&amp;ouml;n&amp;uuml;lden gelerek (daha fazla) bir ihsanda bulunursa, bu, onun i&amp;ccedil;in daha hayırlıdır. Bununla beraber (zor da olsa), (işin &amp;ouml;nemini) bilirseniz, oru&amp;ccedil; tutmanız, sizin i&amp;ccedil;in daha hayırlıdır. Bakara - 184 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(O sayılı g&amp;uuml;nler) Ramazan ayıdır ki, Kur'&amp;acirc;n; insanlara hid&amp;acirc;yet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın a&amp;ccedil;ık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi. Sizden kim (m&amp;acirc;zereti olmaksızın) bu ay(ın ilk hil&amp;acirc;lin)e erişirse/g&amp;ouml;r&amp;uuml;rse hemen orucunu tutsun, kim de hasta veya seferde (olup da yer) ise, tutmadığı g&amp;u.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/ayetlerle-ramazan-ve-oruc_49728611.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 23 Aug 2009 19:38:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kanuni Sultan Süleyman Belegeseli</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/kanuni-sultan-suleyman-belegeseli_37630091.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/kanuni-sultan-suleyman-belegeseli_37630091.html</guid> 
            <description>.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/kanuni-sultan-suleyman-belegeseli_37630091.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2009 12:35:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Fatih Sultan Mehmed Belgeseli</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/fatih-sultan-mehmed-belgeseli_37629881.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/fatih-sultan-mehmed-belgeseli_37629881.html</guid> 
            <description>.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/fatih-sultan-mehmed-belgeseli_37629881.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2009 12:32:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yavuz Sultan Selim Belgeseli</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/yavuz-sultan-selim-belgeseli_37532101.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/yavuz-sultan-selim-belgeseli_37532101.html</guid> 
            <description>.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/yavuz-sultan-selim-belgeseli_37532101.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2009 10:41:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>PEYGAMBERLERİMİZ</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/peygamberlerimiz_24360451.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/peygamberlerimiz_24360451.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Hz. Adem&lt;br /&gt;Hz. Adem, yery&amp;uuml;z&amp;uuml;nde ilk insan ve ilk peygamber, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n insanların babası'dır.&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;eşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile &amp;ccedil;amur yapıp, insan şekline koydular. Mekke ile Taif arasında 40 yıl yatıp salsal oldu. Yani pişmiş gibi kurudu. &amp;Ouml;nce Muhammed aleyhisselamın nuru alnına kondu. Sonra Muharrem'in onuncu Cuma g&amp;uuml;n&amp;uuml; ruh verildi. Her şeyin ismi ve faydası kendisine bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. Allah&amp;uuml; tealanın emri ile b&amp;uuml;t&amp;uuml;n melekler, Adem'e secde etti, ama İblis (şeytan) kibirlenip, bu emre karşı geldi ve secde etmedi :&lt;br /&gt;&amp;laquo; Hani biz meleklere (ve cinlere): Adem'e secde edin , demiştik. İblis hari&amp;ccedil; hepsi secde ettiler. O y&amp;uuml;z &amp;ccedil;evirdi ve b&amp;uuml;y&amp;uuml;kl&amp;uuml;k tasladı, b&amp;ouml;ylece kafirlerden oldu &amp;raquo;(Bakara, 34).&lt;br /&gt;Hz. Adem 40 yaşında Firdevs adındaki Cennet'e g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;. Cennet'de yahut daha &amp;ouml;nce Mekke dışında uyurken, sol kaburga kemiğinden Hz. Havva yaratıldı. Allah&amp;uuml; teala onları birbirine nikah etti. Yasak edilen ağa&amp;ccedil;tan unutarak ve İblis'in oyununa gelerek &amp;ouml;nce Havva, sonra Adem aleyhisselam yedikleri i&amp;ccedil;in Cennetten &amp;ccedil;ıkarıldılar. Adem aleyhisselam Hindistan'da Seylan (Ceylon) adasına, Havva ise Cidde'ye indirildi. 200 sene ağlayıp yalvardıktan sonra , t&amp;ouml;vbe ve duaları kabul olup, hacca gitmesi emr olundu:&lt;br /&gt;&amp;laquo;Sonra Rabbi onu se&amp;ccedil;kin kıldı; tevbesini kabul etti ve doğru yola y&amp;ouml;neltti &amp;raquo;(Ta'ha, 122).&lt;br /&gt;Arafat ovasında Havva ile buluştu. Kabe'yi inşa etti.&lt;br /&gt;Hz. Adem her sene hac yapardı. Arafat meydanında veya başka meydanda , kıyamete kadar gelecek &amp;ccedil;ocukları belinden zerreler halinde &amp;ccedil;ıkarıldı.&lt;br /&gt;&amp;laquo;Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?&amp;raquo; diye soruldu. Hepsi &amp;laquo;Evet &amp;raquo; dedi. Sonra hepsi zerreler haline gelip, beline girdiler. Yahut belinden yalnız kendi &amp;ccedil;ocukları &amp;ccedil;ıktı. So.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/peygamberlerimiz_24360451.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 17 Sep 2008 22:39:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Atatürk İstismarcılarına İthafen...</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/ataturk-istismarcilarina-ithafen_7609311.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/ataturk-istismarcilarina-ithafen_7609311.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;A href=&quot;&quot;&gt;&lt;IMG height=363 alt=Nuralemi src=&quot;http://img178.imageshack.us/img178/893/mkemal03480sr3.jpg&quot; width=317 border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&quot;Dinimizin tavsiye ettiği tesettür, hem hayata, hem fazilete uygundur.&quot; &lt;BR&gt;M.Kemal Atatürk&lt;/P&gt;&lt;BR&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/ataturk-istismarcilarina-ithafen_7609311.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 04 Feb 2008 22:27:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yeryüzünde başörtüsü zulmü'nün sona ermesi dileğiyle... ve sizler </title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/yeryuzunde-basortusu-zulmu-nun-sona-ermesi-dilegiyle-ve-sizler_7609181.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/yeryuzunde-basortusu-zulmu-nun-sona-ermesi-dilegiyle-ve-sizler_7609181.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;/P&gt;O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..&amp;nbsp; Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.&amp;nbsp; İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..&amp;nbsp; Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün. Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu... Ve derken.. Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu.. Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Siz&lt;/B&gt;.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..&amp;nbsp; &lt;B&gt;Siz&lt;/B&gt;.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Siz&lt;/B&gt;.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..&amp;nbsp; </description>
            <pubDate>Mon, 04 Feb 2008 22:25:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bize biraz Cennet´i anlat... </title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/bize-biraz-cennet-i-anlat_7608481.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/bize-biraz-cennet-i-anlat_7608481.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=1 cellPadding=2 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=mansetbyk&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;Cennet ırmakları için, tertemiz su ırmakları, süt ırmakları, bal ırmakları gibi tefsirler yapılıyor. Ve daha ifade edilemeyen nice ırmaklar... Bu ırmakların küçük misalleri dünyamızda da mevcut. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Dünyamızda da her gün bir süt nehri akıyor... Ama biz bu nehrin tamamını birden göremiyor, ancak, memelerden dökülen kısmına vakıf olabiliyoruz...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nil, dicle, fırat gibi bu nehirler de, asırlardır bitmeden tükenmeden akıyorlar... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bizi cennet ırmaklarından ve adn cennetlerindeki hoş meskenlerden haberdar eden ve o beldelere hazırlanmaya teşvik buyuran rabbimiz, âyet-i kerimenin sonunda şu ulvî ders ile kalbimizi rızasına çeviriyor; &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;bütün amellerimizi ihlâsla yapmamızı ders veriyor: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Allah&amp;#8217;ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük saadet de budur.&amp;#8221;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Cennet her türlü lezzetin olduğu bir yerdir. Taşıyla torağıyla hayattar olan cennet, insanın her arzusunun yerine getirildiği sonsuz saadet yerdirir. Böyle bir saadet, sadece konuşmakla olmaz. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Cennet; âhiret âleminin saadet köşesi... Cennet; nimet ve ihsan deryası, lezzet ve huzur ülkesi... Cennet; rıza beldesi, dar-üs-selâm. Rabb-ı Rahimimizin rahmetine erenlerin karargâhı...Her türlü noksan ve kusurdan münezzeh olan rabbimiz, bizlere de elimizden geldiğince günahlardan kaçınmamızı, kötülüklerden temizlenmemizi emrediyor. Tâ ki, bizi bütün kötülüklerden ve kötülerden arı olan dar-üs-selâmına erdirsin...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kötü inançların orada yeri yok. Küfür, şirk, dalâlet gibi...&lt;BR&gt;Oraya kötü huylar da giremiyor. Yalan, gıybet, iftira gibi...&lt;BR&gt;Orada noksanlık da bulamazsınız. Hastalık, yorgunluk, uykusuzluk gibi...&lt;BR&gt;O beldenin lügatine giremeyen kelimeler var: ah, of, keşke, eyvah gibi...&lt;BR&gt;O dar-üs-selâm bunların hepsinden uzaktır...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ucuna bucağına nazarımızın erişemediği, büyüklüğünü hayalimizin kavraya.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/bize-biraz-cennet-i-anlat_7608481.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 04 Feb 2008 22:15:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Abdülhamid Han Belgeseli</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/abdulhamid-han-belgeseli_6741181.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/abdulhamid-han-belgeseli_6741181.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;/P&gt;

</description>
            <pubDate>Fri, 25 Jan 2008 13:47:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sana &amp;#8220;Nasılsın?&amp;#8221; diye sormayacağım&amp;#8230;Çünkü&amp;#8230; </title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/sana-nasilsin-diye-sormayacagim-cunku_6590721.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/sana-nasilsin-diye-sormayacagim-cunku_6590721.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=1 cellPadding=2 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=mansetbyk&gt;Sana &amp;#8220;Nasılsın?&amp;#8221; diye sormayacağım&amp;#8230;Çünkü&amp;#8230;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;Hayat işte! Bazen içinizde bir şeyler yanar. Adına özlem mi dersiniz hasret mi? Yanar işte&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;A href=&quot;http://imageshack.us/&quot; target=_blank&gt;&lt;IMG alt=&quot;&quot; src=&quot;http://img232.imageshack.us/img232/8445/gluf0.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Hayat işte! İniş ve çıkışlarla dolu bir yolculuk&amp;#8230; Hayat işte! Acı ile mutluluk dolu bir duygu çorbası&amp;#8230; Hayat işte! Özlemek ile kavuşmak arasında geçen umut dalgası&amp;#8230;Hayat işte! Bazen içinizde bir şeyler yanar. Adına özlem mi dersiniz hasret mi? Yanar işte&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Güvendiğiniz dağlara karlara yağar bazen. Arkadaş deyip arkanızı yasladıklarınız arkanızdan bıçaklar bazen. En çok arkanızda durması gerekenler bile anlamaz sizi bazen&amp;#8230; Haykırmak isterken susmak zorunda kalırsınız bazen&amp;#8230; &amp;#8220;İyi ki varsın!&amp;#8221; dedikleriniz bile yok olmaya başlar&amp;#8230; &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İşte böylesi duygu karmaşası yaşadığınız, içinizde özlem hasretinin yandığı günlerde mail kutunuza bir yazı gelir ve sizi acı acı güldürür&amp;#8230; Gülerken, acıyla gülmek böyle bir şey galiba&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Sana &amp;#8216;Nasılsın?&amp;#8217; diye sormayacağım&amp;#8221; başlıklı yazı da böyle bir günde düştü mail adresime&amp;#8230; Sadece mail adresime mi? Yüreğime oturdu cümleler yumruk yumruk&amp;#8230; &amp;#8220;Sesli oku da dinleyelim!&amp;#8221; deseler kelimeler boğazımda düğümlenir, boğazımdaki düğümler sustururdu ses tellerimi&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;* * * * * *&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sana &amp;#8220;Nasılsın?&amp;#8221; diye sormayacağım&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Başkaları sorduğunda onlara ne kadar harika, ne kadar muhteşem, Ne kadar olağanüstü olduğuna dair verecek onlarca cevabın var biliyorum. Bir kez daha aynı sözleri duyacağımı bildiğim için sormayacağım sana o soruyu&amp;#8230; &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sormayacağım; çünkü hayatında yaşadığın bitmez tükenmez s.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/sana-nasilsin-diye-sormayacagim-cunku_6590721.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 23 Jan 2008 14:14:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Enteresan bir adli tıp vak'ası</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/enteresan-bir-adli-tip-vak-asi_6590461.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/enteresan-bir-adli-tip-vak-asi_6590461.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;ENTERESAN BİR ADLİ TIP VAK'ASI &lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;&lt;I&gt;Tesadüf, inançsızların kadere taktıkları isimdir.&quot;&lt;/I&gt; Andre Suares &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;San Diago'da, Amerikan Adli Tıp Derneği'nin 1994'teki ödül yemeğinde konuşan başkan Don Harper Mills'in, &lt;BR&gt;dinleyicilerine anlattığı şu hadise oldukça enteresan ve düşündürücü: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;23 Mart 1994 tarihinde Ronald Opus isimli bir Amerikalı'nın cesedini inceleyen adli tabip onun kafasından &lt;BR&gt;yediği kurşunla öldüğü sonucuna vardı. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Mütevveffa, 10 katlı bir binanın tepesinden intihar niyetiyle aşağı atlamıştı. (Umutsuzluğunu, geride bıraktığı &lt;BR&gt;notta açıklıyordu) Fakat çok enteresandır ki, 9. katın önünden geçerken pencereden gelen bir kurşunla &lt;BR&gt;hayatı sona ermişti. 8. kat penceresi hizasında cam silicileri korumak için konulmuş bir ağ bulunduğunu, &lt;BR&gt;ne silahı çeken ne de müteveffa biliyordu. Kurşun isabet etmeseydi Ronal Opus'un intihar girişimi zaten &lt;BR&gt;başarılı olamayacaktı. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dr. Mills'in tesbitlerine göre, normal olarak intihar etmeye karar veren biri, intihar için düzenlediği mekanizma &lt;BR&gt;tasarladığı gibi netice vermese de, o bunu eninde sonunda başarır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Opus'un 9 kat aşağıdaki kesin ölüm yolunda vurulmuş olması, muhtemelen, onun ölüm modunu intihardan &lt;BR&gt;cinayete çevirmeyecekti. Fakat onun intihar girişiminin başarılı olmayışı savcıyı elinde bir cinayet vakası &lt;BR&gt;olduğu düşüncesine itti. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Silahın patladığı 9. kattaki odada yaşlı bir adam ve karısı yaşıyordu. Bunlar, sık sık tartışırlar ve bu tartışmalar &lt;BR&gt;neticesi çoğu zaman ihtiyar adam, karısını silahla tehdit ederdi. Hadisenin geçtiği gün, ihtiyar karı-koca yine &lt;BR&gt;tartışmışlar, adam oldukça sinirlenmiş ve tabancayla karısını tehdit etmiş, bu sefer iş sadece tehditle de &lt;BR&gt;kalmamış ve adam karısına karşı tetiği çekmişti. Fakat ne olduysa olmuş ve mermi kadını ıskalayarak &lt;BR&gt;pencereye yönelmiş ve intihar etmekte olan Opus'a isabet etmiş. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bir insan &quot;A&quot; şahsını öldü.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/enteresan-bir-adli-tip-vak-asi_6590461.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 23 Jan 2008 14:09:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tasavvuf Edebiyatında Aşk </title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/tasavvuf-edebiyatinda-ask_6304871.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/tasavvuf-edebiyatinda-ask_6304871.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Tasavvuf, Allah'ı gönülden sevme işidir. Mutasavvıf ise tasavvuf ile uğraşan ehil kişidir. Mutasavvıflara göre aşk her şeyin üzerindedir ve âlemin varlık sebebinin aşk olduğu inancı hâkimdir. Tanrı &quot;Ben gizli bir hazine idim bilinmeyi, sevilmeyi istedim&quot; demiş ve sırf kendi güzelliğine âşık olmak için insanoğlunu yaratmıştır. Bu yolda Hallac-ı Mansur Enel Hak (Ben Hak'kım) diyerek, aşkın Yaradan'da yok olmak olduğunu iddia etmiş ve bu iddiasının karşılığını da yakılıp küllerinin Dicle'nin suyuna savrulmasıyla ödemiştir. Uzun yıllar sonra Mevlana gibi büyük bir mutasavvıf Hallac-ı Mansur'un teşhisinin doğruluğunu savunmuştur. &quot;Ben size şah damarınızdan daha yakınım &quot; ayeti de bunu doğrular mahiyettedir. Çünkü asıl âşık olunan, kavuşmak için arzulanan Allah'tır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Mutasavvıflara göre beşeri aşk ilahi aşkın yeryüzüne yansımasından ibarettir. Allah, ruhları Bezm-i Elest'te bir araya topladığında âşıklar orda birbirini görmüş söz vermişlerdir. Bir diğer inanışa göre ise ruhların yarım olduğu söylenir. Âşıklar ne zaman bir bedende iki ruh olur, işte o zaman ruhların tamamlanacağı inancıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Aşk ruhani olup, cinsel arzuların dışına taşmaktır. Bu haliyle aşk, zenginlik, fakirlik, varlık ve yokluğun üzerindedir. Ölümden daha güçlü olan, ölümü göze aldıran, candan daha kıymetli, canın feda edildiği şeydir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Bir mıknatıs gibidir aşk. Âşıklar nerde olursa olsun, cuz-i irade onların yollarının bir yerde muhakkak kesişmesini sağlar. Aşk, aramakla bulunmaz. Aksine ansızın ve habersizce gelen bir beladır. Öyle bir beladır ki aşk gelirken derdi, acıyı, kederi de beraberinde getirir. Çaresi ise bu beladan tat almak, gam, keder, tasa içerisinde boğulmaktır. aşık acı çeker. Bu acı öyle bir acıdır ki ne kılıç yarası ne de başka .. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/tasavvuf-edebiyatinda-ask_6304871.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 19 Jan 2008 21:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türk dünyasının büyük özlemi: Büyük Türkiye</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/turk-dunyasinin-buyuk-ozlemi-buyuk-turkiye_6304201.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/turk-dunyasinin-buyuk-ozlemi-buyuk-turkiye_6304201.html</guid> 
            <description>
&lt;P class=links&gt;Türkiye&amp;#8217;nin bugünkü en aciliyetli konularının başında, komünist bölücü hareketin kökünün kurutulması ve milli birliğimizin tesis edilmesi yer almaktadır. Türk insanının ortak özlemi ve beklentisi ise Büyük Türkiye idealinin gerçekleştirilmesidir.Süper devletler kurmak, Müslüman Türk'ün mesleğidir. Tarih bunun en büyük şahididir. Peki bu ideal nasıl gerçekleşebilir? Bu amaca ulaşmak için hangi stratejileri takip etmek gerekir? Ahir zamanda Türkiye&amp;#8217;nin bir süper güç olarak ortaya çıkması nelere bağlıdır? &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellPadding=10 width=100 align=left&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG height=192 src=&quot;http://www.harunyahya.org/Makaleler/res/buyuk_Turkiye06.jpg&quot; width=450&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=hyg&gt;Bir toplumu, yüz yüze geldiği engeller karşısında dirençli ve muzaffer kılan, o toplumu oluşturan bireyler arasındaki milli dayanışma ve birlik ruhudur. Bu birlik bağı, bir milletin varlığını koruyan ve fertlerini birarada tutan en güçlü bağdır. Bunu zaafa uğratan veya kaybeden toplumların ayakta durması mümkün değildir. &lt;/P&gt;
&lt;P class=hyg&gt;Türk Milleti'nin sayısız tehdit ve zorluk karşısında asırlarca ayakta kalması, hiçbir zaman boyunduruk altına girmeden varlığını sürdürmesi, her biri diğerinden güçlü 16 büyük devlet kurarak milyonlara hükmetmesi, insanımızın milli birlik konusundaki duyarlılığının ve titizliğinin bir sonucudur. Türk insanının bu husustaki kararlılığı, Milletimizi tarih sahnesinde yüzyıllardır lider ve öncü konumda tutmuştur.&lt;/P&gt;
&lt;P class=hyg&gt;Günümüzde ise geçmişte olduğu gibi vatanımız yine dört bir yandan tehditlerle çevrilmiş durumdadır. Son günlerde artan terör eylemleri, Kuzey Irak&amp;#8217;ta giderek tırmanan gergin ortam, Ortadoğu&amp;#8217;da durulmak bilmeyen olaylar hiç şüphe yok ki ülkemizin geleceği açısından son derece önemli konulardır. Bir yandan komünist ayaklanma hevesindeki bölücü militanlar, askerimizi, polisimizi ve masum vatandaşlarımızı katletme.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/turk-dunyasinin-buyuk-ozlemi-buyuk-turkiye_6304201.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 19 Jan 2008 21:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bölücü örgütün gizlemeye çalıştığı Komünist kimlik</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/bolucu-orgutun-gizlemeye-calistigi-komunist-kimlik_6304001.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/bolucu-orgutun-gizlemeye-calistigi-komunist-kimlik_6304001.html</guid> 
            <description>&lt;P class=baslik align=right&gt;Komünizm tehlikesi, yanı başımızda hala yaşıyor. Bölücü terör örgütü, çeşitli taktiklerle bu gerçeği özellikle bölge vatandaşlarımızdan gizlemeye çalışsa da, her eylemi, her sloganı ve her bildirisiyle komünist ve ateisttir. En önemlisi de, attığı kanlı ve zalim adımları artırmak için&amp;nbsp; her an pusuda beklemektedir.

&lt;P class=links&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;#8220;&amp;#8230;&quot;Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Allah'ı inkâr edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.&quot;&amp;#8221; (Ankebut Suresi, 52)&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=hyg&gt;Dergimizin geçtiğimiz ayki kapak yazısında, Türkiye&amp;#8217;nin bugünkü en aciliyetli konularından birinin, &amp;#8220;komünist bölücü hareketin kökünün kurutulması&amp;#8221; olduğuna dikkat çekmiştik. Terörü sona erdirmek için terörün kökeni konusunda doğru bir saptama yapmak gerektiğini vurgulamış ve sorunun çözümü için fikri mücadelenin gerekliliğinden bahsetmiştik. &lt;/P&gt;
&lt;P class=hyg&gt;Fikri mücadeleyi doğru yapabilmek için öncelikle terörü uygulayan, destekleyen ve planlayanların bağlı oldukları ideolojiyi çok iyi tanımak gerekmektedir. Bu ideoloji, hiç şüphe yok ki &quot;komünizm&quot;dir. &lt;/P&gt;
&lt;P class=hyg&gt;Bu ayki kapak yazımızda terörü besleyen komünist ideolojiyi önemli yönleriyle sizlere tanıtacak ve sinsi taktiklerini deşifre edeceğiz. Ayrıca kendisini etnik bir hareket olarak lanse etmeye çalışan bölücü örgütün gerçek kimliğini ve asıl hedefini ortaya koyacağız. Yazı boyunca delillerine de şahit olacağınız üzere, günümüzde komünizm tehlikesi halen varlığını sürdürmekte ancak kendisini çok iyi gizlemektedir. Bu durum, hem ülkemiz hem de tüm dünya için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P class=hyg&gt;Bu tehdidi bertaraf edebilmenin tek yolu, yoğun biçimde anti-komünist bir fikri mücadele sürdürmektir. Yapılacak olan fikri mücadele vesilesiyle komünizm ve tüm diğer yıkıcı ideolojiler,&amp;nbsp; -Allah'ın izniyle- yeryüzünden .. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/bolucu-orgutun-gizlemeye-calistigi-komunist-kimlik_6304001.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 19 Jan 2008 20:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dünya bir &quot;İslam birliği&quot; ne muhtaç</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/dunya-bir-islam-birligi-ne-muhtac_6303701.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/dunya-bir-islam-birligi-ne-muhtac_6303701.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;11 Eylül 2001'deki terör eylemleri, dünyanın siyasi ve stratejik dengelerini tamamen değiştiren bir dönüm noktasıydı. Bu nedenle bazı yorumcular siyasi anlamda 21. yüzyılın 11 Eylül'le başladığını belirtmekteler. Geçtiğimiz 20. yüzyıla şekil veren en önemli fikri unsur, ideolojiler ve ideolojiler arasındaki ilişkilerdi. 21. yüzyıla ise medeniyetler, inançlar ve onların arasındaki ilişki yön verecektir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bazıları medeniyetler ve inançlar arasındaki bu ilişkinin &quot;çatışma&quot; temelli olacağını iddia ediyorlar. Oysa olması gereken ve bizim temenni ettiğimiz tablo, inançlar ve medeniyetler arasında barış ve dostluğun hakim olmasıdır. Bir Müslüman olarak bize bu konuda yol gösteren kaynak Kuran'dır. Allah Kuran'da insanlar arasındaki farklılıkların bir &quot;tanışma&quot; vesilesi olması gerektiğini bildirmiştir:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Allah bir diğer ayetinde ise, Müslümanlara, Kitap Ehli'ne, yani Yahudi ve Hıristiyanlara iyilikle davranmalarını emretmektedir:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehline en güzel olan bir tarzın dışında karşılık vermeyin. Ve deyin ki: &quot;Bize ve size indirilene iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz.&quot; (Ankebut Suresi, 46)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dolayısıyla Müslümanların yeryüzündeki farklı insan gruplarına hoşgörü ile yaklaşması ve tüm bu farklı gruplar arasında barış ve karşılıklı tolerans sağlanacak bir dünya düzeni kurulması için çaba göstermeleri gerekir. Tüm insanları İslam'a davet etmek elbetteki bir Müslümanın başta .. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/dunya-bir-islam-birligi-ne-muhtac_6303701.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 19 Jan 2008 20:52:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dünya yeni bir Osmanlıya muhtaç</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/dunya-yeni-bir-osmanliya-muhtac_6303371.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/dunya-yeni-bir-osmanliya-muhtac_6303371.html</guid> 
            <description>&lt;P class=chapter&gt;Geçtiğimiz 20. yüzyılda dünyanın en kanlı, en karmaşalı ve en husursuz bölgelerinden ikisi Balkan Yarımadası ile Ortadoğu oldu. Her iki bölge de büyük savaşlar, iç savaşlar, işgaller, gerilla hareketleri, etnik temizlikler, sürgünler, mülteciler gördü. Özellikle etnik ve dini farklılıklara dayanan çatışmalar, her iki bölgeyi de kan ve gözyaşı ile suladı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG height=153 src=&quot;http://www.harunyahya.org/Makaleler/res/fatih.jpg&quot; width=320 align=left&gt;Dahası, yüzyılın bitimine iki yıl kala, sözkonusu iki bölge de bu özelliklerini aynen koruyorlar. Her iki ülkede de zoraki bir barış rüzgarı estiriliyor, ama çatışmalara neden olan taraflar hala ayaktalar ve ilk fırsatta birbirlerine girmek için hazır bekliyorlar. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Oysa hem Balkan yarımadası hem de Ortadoğu bir zamanlar böyle değildi. Aksine, her iki bölge de asırlar süren bir istikrar, barış ve huzur dönemi yaşamıştı. Balkanlar'da 19. yüzyıla, Ortadoğu'da ise 20. yüzyıla kadar süren bu istikrarın nedeni ise, bu bölgelerdeki Osmanlı hakimiyetiydi. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Balkanlar'da Osmanlı Nizamı&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Osmanlı İmparatorluğu Balkan yarımadasına 15. yüzyılın ikinci yarısında, Ortadoğu'ya ise 16. yüzyılın başlarında egemen oldu. Balkanlar'ı ele geçirdiğinde bölge birbiri ile daimi bir çatışma halindeki Hıristiyan halklarla doluydu. Sırplar, Bulgarlar, Hırvatlar ile &quot;Bogomiller&quot; (Boşnaklar) arasındaki çatışma, tam bir kaos doğurmuştu.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu coğrafyaya büyük bir askeri güç ve siyasi akıl ile giren Osmanlıların en önemli özelliği ise, bölgede barış ve istikrar kurmaları oldu. Osmanlı bölgedeki halkları son derece toleranslı bir sistemle yönetti. Daha önceden fethettikleri topraklardaki Müslümanları kılıçtan geçiren Haçlılar gibi davranmadı. Aksine, Balkanlar'daki halklara din özgürlüğü verdi ve herkesin inancını koruyabileceği, dahası tüm gerekleriyle yaşayabileceği bir sistem kurdu. Hiç bir zaman etnik temiz.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/dunya-yeni-bir-osmanliya-muhtac_6303371.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 19 Jan 2008 20:42:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında</title>
            <link>http://nuralemi.blogcu.com/bir-kadini-aglatmak-cok-zor-degildir-aslinda_6219981.html</link>
            <guid>http://nuralemi.blogcu.com/bir-kadini-aglatmak-cok-zor-degildir-aslinda_6219981.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye&lt;BR&gt;ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler&lt;BR&gt;kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın&lt;BR&gt;yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin&lt;BR&gt;değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker&lt;BR&gt;batırır iğnelerini yüreğe!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.&lt;BR&gt;Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri&lt;BR&gt;buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne&lt;BR&gt;kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden;&lt;BR&gt;önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu&lt;BR&gt;ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa&lt;BR&gt;bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz,&lt;BR&gt;ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar&lt;BR&gt;kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu&lt;BR&gt;insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.&lt;BR&gt;Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan&lt;BR&gt;kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!&lt;BR&gt;Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.&lt;BR&gt;Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra.&lt;BR&gt;Kadınlar kendile.. ( &lt;a href=&quot;http://nuralemi.blogcu.com/bir-kadini-aglatmak-cok-zor-degildir-aslinda_6219981.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 18 Jan 2008 20:54:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://nuralemi.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>